Sohbet Hatları ile Bilinçlenmeyi Keşfet

       Çok yaygın olarak "biz duygusal bir milletiz" deriz. Aslında bu doğru değildir. Çünkü duygusallık gen yoluyla aktarılan bir karakter değildir. Daha ziyade yaşamsal formasyonun nereden ve nasıl kazanıldığıyla ilgili özelliktir. Hatta sohbet hattında partnerine keşke bu kadar duygusal olmasam diyen kullanıcılarımız da var. Duygusallık olayının peşine düştüğümüzde duygusallığın insani bir karakterden ziyade yetişme tarzı ve derinliğinin ortaya çıkardığı bir sonuç olduğunu gördük. İnsanlar dış dünyadan aldıkları uyaranları değerlendirebilecek bilgi rezervine sahiplerse bu uyaranlara bilgi dünyalarından, değillerse de duygu dünyalarından cevap vermektedir. Bu nedenle bilgi düzeyi yükseldikçe insanlardaki duygusallık azalıyor, bilgi düzeyi düştükçe duygusallık artıyor. Bu nedenle millet olarak duygusallığımızın temelinde eğitim ve bilgi eksikliklerinin yattığını,bir milli karakter olmadığını özellikle vurgulamak isterim. İnsanlarımızın hayatlarını yönetirken beslendikleri yaygın kaynak halen gelenekler, yanlış yerleştirilen davranışsal kodlar ve alışkanlıklardır. Üstelik sadece üzülmek ve çözümleyici adım atmamak bir sorunu çözülmemiş olarak insanın yaşamında tutar ve sürekli üzülmesini sağlayarak o insanın duyguya hapsolmasına sebep olur. Tabiatıyla toplum olarak duygusallığımızın temelinde bilgi eksikliklerimiz ve sorun çözme becerilerini yeterince etkin kullanmamamız baş rolü oynamaktır. Duygusal kilitlenme;bir insanın yaşadığı ve çözüm bulamadığı sorunlar sonucunda sürekli üzüntü boyutunda kalması sonucu ortaya çıkan duygusal yorgunluğun zirve yapmış halidir. Hep söylediğim gibi aslında sorunsuz bir yaşam yoktur. Sorunlar hep olacaktır sevgili sohbet hattı sitesi ziyaretçileri. Önemli olan sorun yaşamak değil, sorunlar karşısında ne yapıldığıdır.İnsanlarımızın büyük çoğunluğu sorunları karşısında pasif etkilenme olan üzüntü boyutunda tepkiler vermekte ama çözümleyici inisiyatif kullanmamaktadır. Bu nedenle de sorunlar üzüntüyü tetiklemekte, çözümlenmedikçe üzüntü devamlılık kazanmakta ve üzüntünün devamlılık kazanması da önce duygusal yorgunluk, sonra duygusal kilitlenme ve en sonunda da duygusal çöküntü doğurmaktadır. İnsanlarımızın sorun ve üzüntü dünyasında başı ilişkiler çekmektedir.Yani en yaygın sorunları insanlarımız ilişkiler ve özellikle de kadın-erkek ilişkilerinde yaşamaktadır. Duyguların aklın ve iradenin önüne en çok geçtiği alan da burasıdır. Kadın-erkek ilişkilerinin çok sorunlu olmasının kaynağında da kültürümüzde karşı cinse ulaşma miti ve bu ilişkilerin bilinç değil de heves ve duygu üzerinden yönetilmesidir. Sizler de bu ilişkilerinizde soru yaşıyor ve dertleşecek birilerini arıyorsanız sohbet hattından bir partner seçerek konuşmaya başlaya bilirsiniz.